Biyografi



Merhaba, Ben Beril Nikol Nofal. Kısa bir süre önce 30/07/2011’de onu seven herkesi bırakıp huzur içinde sonsuzluğa giden ve bizi orada bekleyen kardeşim Antuan Erol Nofal’in maalesef kısa ama ne mutlu ki hep istediklerini yaptığı kısa hayatını benden okuyacaksınız.

Antuan Erol NOFAL, babası Andre ve annesi Sibel’in biricik oğlu ; benim de yaramaz küçük kardeşim olarak 15/05/1989’da Mersin’de doğdu. Her zaman çok neşeli, hareketli, komik bir çocuk olan Erol , anasınıfından başlayarak ortaokul sonuna kadar öğrenimine Mersin Özel Toros İlköğretim Okulu’nda devam etti. İlkokul 1.sınıfta sağ kolunu kırmış, 12 yasindayken de Kargipinarı’nda cok sevdigimiz ve cocukluk yillarimizin gectigi yazligimizin civarinda sadece yavrularını sevmek istediği bir kopegin saldırısına uğrayarak bacağından çok önemli bir ısırık almış , geçirdiği operasyonla hayatının sonuna kadar saklayacağı dikişleri o yıllarda atılmıştı. İlkokulda elinden düşürmediği blok flütü sayesinde müziğe olan yeteneği keşfedilip piyano dersleri almaya başladı. Müzik kulağı çok iyiydi. Duyduğu tüm sesleri, şarkıları piyanoya aktarabilirdi. Yetenekliydi…

Ortaokulu bitirdikten sonra lise öğrenimini tamamlamak için yaşına göre büyük cesaret göstererek amcası ve halalarının yanına Amerika’ya gitmeye karar verdi.Lise 1’i amcasının yanında Phoenix’te, Lise 2’yi ise halasının yanında Texas ve New Jersey’de okudu. Bazı özel sebeplerden dolayı tekrar Türkiye’ye -memleketi olan Mersin’e -döndü ve lise hayatını Tarsus Amerikan Koleji’nde devam ettirip tamamladı. Okul hayatında da hep çok sevilen, uyumlu biriydi. Liseyi bitirdikten sonra üniversite hayatını tekrar Phoenix/Amerika’da sürdürmeye karar verdi. Okumayı istediği bölüm olan makine mühendisliğini seçti ve bu yolda Arizona State University’de hedefine emin adımlarla ilerledi. Arkadaşlarına ders çalıştıran, projelerde aktif olarak yer alan, sosyalleşmeyi seven , bu arada spordan da uzak durmayan, okulun futbol takımında oynayan küçüklüğündeki gibi aktif,neşeli biri olarak hayatını devam ettirdi.

Amerika’da okuduğu yıllar boyunca okul dönemi bittikten sonra hatta sınavlarının bittiği son gün hemen uçağa atlayıp Türkiye’ye gelir, özellikle de çok sevdiği yazlığımızda vakit geçirmek için can atardı. Amerika’ya ne kadar alışsa da Türkiye onun için vazgeçilmezdi. En çok sevdiği şey ise ortaokul yıllarında hobi olarak başladığı, kursa gittikten sonra kendini de yetiştirerek profesyonelleştiği zıpkınla dalış yapmaktı. Tuttuğu balıkları yemekten çok yedirmeyi seven, ama asıl sevdiği deniz altındaki renkli, huzurlu hayat olan Erol, denize girdiğinde ve balık tuttuğunda her şeyi unuturdu.

Mayıs-2011’de üniversite son sınıftaki derslerinin hepsini tamamlayıp – sistemdeki sıkıntıdan dolayı alamadığı 1 ders vardı ve mezun olamamıştı- sınavının bittiği günün ertesinde 13 Mayıs’ta yine Türkiye’ye geldi. Yaz tatilinde hep ama hep mutluydu. Özellikle de yazlıkta olduğu ve arkadaşlarıyla vakit geçirdiği, dalış yaptığı günler ondan mutlusu olamazdı. Onu ailece son gördüğümüz gün olan 27 Temmuz akşamı da hep birlikte güzel bir gece geçirmiştik. 28/07/2011’de annesi ile birlikte Antalya/Kekova’ya tatile gitti. Tüm dalış aletleriyle heves içinde gittiği o güzel tatil 30 Temmuz’da Erol’un denizden çıkmadığı anlaşılıncaya kadar devam etti. Erol , derin bir nefes alarak denize dalmış ama bir daha çıkmamıştı. O saat ve gün , başta ailesi olmak üzere onu seven herkesi yıktı. Mersin'deki,Turkiyedeki ve Amerika’daki arkadaslari ve ozellikle cok sevdigi, evini paylastigi ev arkadasi yerle bir olmustu.

Erol, bize hayatımızda hiç dinmeyecek bir acı bıraktı. Ama o an, o mutluydu. Bizler de onun yanına gidinceye kadar bizi izliyor ve bir melek gibi bizi koruyor olacak. Zaten o her zaman kimseye kötülük düşünmeyen, herkese elinden geldiğince yardım eden bir melekti. Temiz ve iyi niyetliydi. Erken gitti ama belki de bir melek olarak ulaşması gereken daha çok insan vardı..

Doyamadığım canım kardeşim, seni çok seviyor ve özlüyoruz … Mayıs’ta da gidip diplomanı alacağız, merak etme. Huzur içinde uyu…